1930’ların edebiyat gündemi mektuplarda: En büyük şair kim?Kıbrıs Haber | Kıbrıs CNN Haber | Kıbrıs Haberleri

30 Kasım 2022 - 13:31

1930’ların edebiyat gündemi mektuplarda: En büyük şair kim?

Beyoğlu’ndaki Turkuaz Sahaf, 20. yılını Türk edebiyatı açısından çok önemli bir kitapla kutluyor: Cahit Sıtkı Tarancı’dan Feridun Fazıl Tülbentçi …

Son Güncelleme :

13 Şubat 2022 - 4:44

1930’ların edebiyat gündemi mektuplarda: En büyük şair kim?

Beyoğlu’ndaki Turkuaz Sahaf, 20. yılını Türk edebiyatı açısından çok önemli bir kitapla kutluyor: Cahit Sıtkı Tarancı’dan Feridun Fazıl Tülbentçi’ye Mektuplar. Turkuaz Sahaf açıldıktan hemen sonra değerli kitap ve evraklar oluşan kütüphaneleri satın alır. Onlardan biri de Feridun Fazıl Tülbençi’ye aittir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde doğan Tülbentçi, daha çok “Geçmişte Bugün”, “Büyük Türk Zaferleri” gibi yıllarca süren radyo programları ve Yavuz Sultan Selim Ağlıyor, Barbaros Hayrettin Geliyor gibi büyük ilgi gören tarihi romanlarıyla tanınsa da edebiyat dünyasına şiirle adım atanlardan.

MEKTUPLARA ADIM ADIM

Turkuaz Sahaf’ın ortaklarından Emin Nedret İşli kütüphanenin kendisine nasıl intikali ettiğini şöyle anlatıyor: “2001’de Turkuaz Sahaf’ı Puzant Akbaş ile kurduk. Dükkânı açtığımızda ilk olarak birkaç önemli ismin kütüphanesini aldım. Bunlardan ilki Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkçe ile ilgili önemli çalışmalar yapan İbrahim Necmi Dilmen’in Büyükada’daki kitaplığıydı. İkinci olarak eski bir sahaf olan Gani Yener’in haşmetli kitaplığından bazı kitaplar almıştım. Üçüncü sırada da karşıma Feridun Fazıl Tülbentçi’nin kitapları ve evrakı çıktı.”

İşli, 1930’larda Ankara Radyosu’nda ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde önemli görevlerde bulunup pek çok süreli yayını izleyerek lüzumlu gördüklerinin kupürlerini kesip arşivleyen Tülbentçi’nin, Çanakkale’de şehit olan babasından dolayı da devrin önde gelen şahsiyetleriyle yazışıp kıymetli belgeler devraldığını belirtiyor:

“Arşiv ve kütüphaneyi muhafaza edenler hem evrakları hem de kitapları birkaç parçaya ayırıp birkaç yere satmışlardı. Bunlar daha çok Milli Mücadele, Atatürk ve Cumhuriyet ricaline ait belge ve fotoğraflardan oluşuyordu. Ben evvela kitapları satın aldım. Sonrasında da arşiv ve belgelerin peşine düştüm. Onları da başka birinden satın aldım. Böylece birkaç seferlik bir macera sonunda Feridun Fazıl Tülbentçi terekesinin büyük bir kısmını Turkuaz Sahaf’ta toplamış oldum.”

DEĞERLİ EVRAKLAR, İMZALI KİTAPLAR

Çoğu imzalı kitaplardan oluşan kütüphanenin ve arşivin büyük bir bölümünü ilgilisine satan İşli, bir kısım evrakı da şahsi kütüphanesi için kenara ayırır. İşte Sahaf Emin Nedret İşli’nin kendisine ayırdığı bu malzemelerin arasından çıkan en kıymetli parçalar ise şair Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1933-1935 yılları arasında Mülkiye’de öğrenciyken, yine kendisi gibi yirmili yaşlarının başında genç bir memur olan Feridun Fazıl’a yazdığı mektuplar. Bu dört mektup şairin edebiyata dair görüşlerinin yanı sıra Cumhuriyet’in ilk yarısında kültür-sanat muhitleriyle ilgili önemli bilgiler içeriyor.

200’E YAKIN MEKTUP

Mektupları itinalı şekilde yayına hazırlayıp notlandıran Yıldız Teknik Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Dr. Ali Emre Özyıldırım, şairin başta dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektupları içeren Ziya’ya Mektuplar ile ailesine yazdığı mektupları içeren Evime ve Nihal’e Mektuplar başta olmak üzere bugün 200’e yakın mektubunun elimizde olduğunu, dolayısıyla Cahit Sıtkı’nın mektupsever biri olarak tanımlanabileceğini söylüyor. Tarancı, mektup sevgisini, yine bir mektubunda şöyle dile getiriyor: “Fakat ne yalan söyleyeyim, ben mektup yazmakta ve bilhassa mektup okumakta daima bir teselli buldum. Avutulması güç gönlümü avutmak imkânlarını elde ettim. Posta müvezzilerini [dağıtıcılarını] ne kadar sempatik bulduğumu, onlara karşı henüz itiraf edilmemiş ne kadar büyük bir minnettarlık duyduğumu söylersem katiyen hayret etme. Müvezziin uzattığı bir mektup bana hayatta olduğumu, ışıklar, renkler, şekiller ve rakamlar arasında bir yer işgal ettiğimi ve bir kelime ile yaşadığımı bana hatırlatır.”

İLİŞKİLER, TARTIŞMALAR, DEDİKODULAR

Ali Emre Özyıldırım’a göre bu mektuplar hem şaire ait büyük mektup külliyatını tamamlıyor hem de iki genç şair arasında konuşulup tartışılan edebi meseleleri ilk ağızdan takip edebilmemizi sağlıyor. Ayrıca edebiyat dünyasındaki insan ilişkilerinin ayrıntı ve dedikodularına da bu mektuplar sayesinde vakıf oluyoruz. Ahmet Muhip Dranas, Yaşar Nabi Nayır, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yunus Nadi, Necip Fazıl Kısakürek, Nahid Sırrı Örik, Peyami Safa mektuplardan bahsi geçen isimlerden bazıları…

Tanpınar’ın Çin işi mısraları

Şükufe Nihal’in evinde verilen davetlere katıldığı anlaşılan Cahit Sıtkı mektuplarından birinde davetliler ve edebiyat gündemine dair ilginç bilgiler aktarıyor:

“Geçen hafta Ahmet Hamdi’yle Şükûfe Nihal’e davetliydik. Çayda İsmail Habip Bey, Lüsyen Abdülhak Hâmit Hanım da vardı. Şükûfe Nihal Hanımefendi otuzsekiz yaşlarına rağmen hâlâ şâyân-ı arzu… Tabii bermutat şiirler filân okundu… Şükûfe Nihal hikâyemsi bir şiirini okumak lütfunda bulundu… Tabii kötü bir şiir… Fakat Ahmet Hamdi ile kompliman yapmakta adeta yarıştık. Ahmet Hamdi ‘Yarasa’ şiiriyle henüz bitirmediği uzun bir şiirin bitmiş parçalarını okudu. Şükûfe Nihal Ahmet Hamdi’nin mısralarına ‘Çin işi mısralar’ diyor.”

Kim daha iyi şair

4 Ocak 1934 tarihli mektubunda Cahit Sıtkı dönemin önde gelen şairleri arasında bir karşılaştırma yapar:

“Ziya Osman ‘En büyük şair Necip Fazıl’dır’ demediği gibi ben de ‘En büyük şair Ahmed Kudsi’dir’ demiyorum… Hiç birini büyük bir şair telakki etmemekle beraber Necip Fazıl’ı Ahmed Kudsi’ye tercih ederim. Çünki birincisindeki genişlik ikincisine yoktur. Ahmed Kudsi ‘Pervane’ şiirinde kendi kendini çok güzel anlatmıştır. Yine hiç birinde bir Ahmet Haşim’in görüşü yoktur.”

Ankara’dan Peyami Safa’ya ferman!

Cahit Sıtkı’nın mektuplarından Tek Parti döneminde gazeteci-siyasetçi ilişkilerine dair de fikir sahibi olmak mümkün. Cumhuriyet gazetesinin sahibi Yunus Nadi, Peyami Safa’dan Fransızca Le Mois dergisinde Atatürk’ü öven fakat yer yer ironik ifadeler de taşıyan bir yazıyı tercüme etmesini ister. Safa’nın tercümesi imzasız şekilde, “Mustafa Kemal: Bozkurt” başlığıyla 15 Aralık 1933’te manşetten yayınlanır. Sonrasını Cahit Sıtkı’nın mektubundan okuyalım: “Ankara’da nazar-ı dikkat ve hiddeti mucip olmuş ve Peyami Safa’nın Cumhuriyet gazetesiyle alakası kesilmesi ferman buyrulmuş…” Mektuptaki bu satırlar sayesinde tercümeyi ünlü romancının yaptığını ve iktidarın tepkisiyle bir süre yazılarına ara verildiğini öğreniyoruz.

Özenli bir şekilde tasarlanan Cahit Sıtkı Tarancı’dan Feridun Fazıl Tülbentçi’ye Mektuplar, Turkuaz Sahaf’ın kitap dostlarına 20. yıl armağanı olarak 500 adet basılarak numaralandırılmış.

(Yeni Şafak)

Kıbrıs Haber

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.