Şampiyon Melekler için Mağusa’da düzenlenen adalet yürüyüşüne katılarak açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Türk adaletinin sorumlulara gerekli cezayı vermesi gerektiğini ifade ederek ailelere destek belirtti.

Yakın zamanda başlaması beklenen dava süreci hakkında konuşan Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ise, “Oldukça zor, yoğun ve uzun süreli bir duruşma takvimi bizi bekliyor. Birkaç celse duruşma yapıldıktan sonra bir öngörüde bulunmak daha doğru olur ama bir yılı aşkın sürecek bir duruşma olacağını söylemek mümkün” dedi.

Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk halkının 6 Şubat depreminin acısını hiçbir zaman unutmayacağını kaydederek, her zaman ailelerin yanında olacaklarını vurguladı.

Ruşen Karakaya başkanlığındaki Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği’nin yürüttüğü önemli çalışmalara işaret eden Tatar, “Adaletin yerini bulmasını talep ediyor, Türk adaletine güveniyoruz. Şampiyon Melekler adına yapılan adalet çağrısının arkasında durmak, bu feryadı dünyaya duyurmak için buradayız” dedi.

Esendağlı

Ailelere hukuki destek veren Kıbrıs Türk Barolar Birliği’nin Başkanı Hasan Esendağlı, “Çocuklarımızın hakkının aranması noktasında insanımızın nasıl tek vücut olduğunu gördük. Bizi hem duygulandırdı hem de sevindirdi” şeklinde konuştu.

Davayla ilgili kritik bir aşamada olunduğunu belirten, iddianame dosyalandığını, iddianamenin mahkeme tarafından kabulüyle ilgili sürenin sonuna gelindiğini ifade eden Esendağlı, “Bu kabulün yapılmasıyla oldukça zor, yoğun ve uzun süreli bir duruşma takvimine gireceğiz” dedi.

Adil, şeffaf bir yargılamada tüm delillerin layıkıyla değerlendirilmesini, bu vahim sonuçta sorumluluğu olanların yasal mevzuatın el verdiği orada alabilecekleri en ağır cezayı almasını talep ettiklerini vurgulayan Esendağlı, davaların ne kadar süreceğiyle ilgili soru üzerine şunları kaydetti:

“Bunu Türkiye’deki meslektaşlarımızla konuşuyoruz. Sanırım birkaç celse duruşma yapıldıktan sonra bir öngörüde bulunmak daha doğru olur ama bir yılı aşkın sürecek bir duruşma olacağını söylemek mümkün.”

(Olası kast mı bilinçli taksir mi) “Sanıkların alacağı cezayı ve yatacakları süreyi inanılmaz farklı kılar.

Hasan Esendağlı sanıkların neden “olası kast” ile yargılanmasını talep ettikleriyle ilgili soru üzerine, şunları söyledi:

“Fiillere hangi hukuki niteliğin bağlanacağı Türk Ceza Hukukunda teknik bir konudur.. Şu anda Türkiye Yüksek yargısında bu konuda istikrarlı bir icraat olmadığını görürüz.
Sanıkların fiillere hangi noktada, hangi bilinçle, hangi öngörüyle katıldıklarına bağlı olarak bu iki suçtan birinin ortaya çıktığına dair bulgu yapılacak. Tabii ki suçlu bulunanların…”

Kaybedilen her can için ayrı ceza… 

Hasan Esendağlı, şunları da ifade etti:

“Olası kast olduğunda otelde kaybedilen her can için ayrı bir ceza verilmesi, 72 can kaybı olduğu için  bunun 72 ile çarpılması gibi bir durum ortaya çıkar ama bilinçli taksirde böyle bir hukuki durum yoktur, mahkumiyette tek bir ceza verilir. Bu da sanıkların alacağı cezayı ve yatacakları süreyi inanılmaz farklı kılar. Bu, çok teknik bir konudur, Türk Ceza Hukukuyla alakalıdır, bizim pratiğimizin olduğu bir konu da değildir ama oradaki meslektaşlarımız bu konu üzerine çalışıyor. Onlardan aldığımız ilk intiba sanıkların olası kast kapsamında değerlendirilebileceğidir. Bununla ilgili bilirkişi raporları hazırlanıyor, bunlar mahkemeye sunulacak…”

Dava sürecinde ne yaşandı?

Adıyaman’da meydana gelen, konakladıkları İsias Otel’in yerle bir olmasıyla 35’i KKTC’den spor kafilesi olmak üzere 72 kişinin hayatını kaybettiği deprem sonrasında Kıbrıs Türk Barolar Birliği, ailelere hukuksal katkı sağladı, Cumhuriyet Meclisi’nde de her parti ve bağımsız vekillerden oluşan özel komite oluşturuldu ve Türkiye’deki yargı süreci her safhası yakından takip edildi.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Şubesi Soruşturma Bürosu, iddianameyi 17 Kasım’da dosyaladı.

Söz konusu iddianamede, sanıkların binanın yapım tarihinde geçerli olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik esaslarına yeterince uymadıkları ifade edilerek bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları ve bu nedenlerle binanın yıkılmasında kusurlarının bulunduğu kaydedildi.

İddianame dosyalanmasından kısa süre önce, Karadeniz Teknik Üniversitesi Bilirkişi Raporu da soruşturma dosyasına girdi. Bilirkişi raporunda, binanın proje yapı ve denetleme aşamalarındaki eksikliklere, kullanılan malzemelerin kalitesizliği ve yetersizliğine, binanın izin aşamasında usulsüzlük ve hukuka aykırılık olduğuna işaret edildi.