Sahibine MesajlarKıbrıs Haber | Kıbrıs CNN Haber | Kıbrıs Haberleri

5 Ekim 2022 - 03:05

Sahibine Mesajlar

Son Güncelleme :

05 Ekim 2021 - 12:39

Sahibine Mesajlar

Sahibine Mesajlar

Sn. Meclisi Mebusanın Aziz vekilleri, Meclis-i Mebusanımız, 365 günün 50 gününü çalışarak. 150 gününü çalışırmış gibi yaparak. Geriye kalan günleri ise tatilde geçiren Juliet ve Romeo’larına, tatil sonrasında kavuştu. Ancak Juliet ile Romeoların, Nisap hastalığına yakalandık, yerimiz dar yenimiz dar diyerek oynamak istememeleri zaten yarım sigara görüntüsü veren karizma ile güveni, ‘Gutsilli’ye (İzmarit) döndürdü. Erken seçim konuşulurken, sanal görüntü yerine fiziksel görüntülerini bir türlü yakalayamadıklarımızın parıldayan ellerine aseton sürülerek, ‘Dağ Başını duman almış’ yürüyelim arkadaşlar marşı eşliğinde ‘Hadde barra’ mahalleye angoniciklerin yanına denilecekmiş.

**

Sn. Ersan Saner, Başkanlığını yapmakta olduğunuz UBP’nin yaptırdığı ankette bile, adaylar arasında son sıralarda yer aldınız. Elimize geçen son ankette %7.44 oy potansiyeli ile birinci ve ikinci sıradaki adayların eksoz gazından zehirlendiğinizi öğrendik.  Judir, Juder, Judün isimli görmeyen duymayan, konuşmayan 3 maymunun yanına koyduğunuz, Kıbrıs Türk halkı ile aynı dili konuşmayan ve yaşanan krizlere kulak tıkayan Judy isimli maymun size fena çalım attı. Ayşaba, Ersan ovlucuğumu severim. Ona yokuş aşağı Frifil gitme, duvara toslayacaksın sonra seni duvardan kazıyacaklar dedim dinlemedi. Vallahi, Mağusa bölgesinin denizi güzeldir. Misina ve oltasını hazır edip, kırmızı mayocuğunu giysin. Bundan sonra deniz kenarında balık avlamak kendisine çok iyi gelecek ve gerilen sinirlerini yumuşatacak. Ona hayırlı balık avlamalar dilerim dedi.

**

Sn. Hasan Tosunoğlu,  ekonomiyi uçurduk. Hayat standardını ve kalitesini atmosferi geçtik stratosfere taşıdık imasında bulunanlara, arkadaşlar ülkenin ve ekonominin mihenk taşlarından Kalkınma Bankasının, herhalde uçarken ‘Ozon’ tabakasının delinmesi sonrasında burun üstü yere çakıldığını görmediniz. Halen otomasyon sistemine geçmemiş, e-bankacılığın ve teknolojinin uzağında kalmış, ciddi bir dönüşüm ve yasal değişikliğe ihtiyacı olan Kalkınma Bankasının, bazı siyasilerin zoru ile verdiği kredilerin çok büyük bölümünün geri dönüş yapmadığından, delinen Ozon tabakasından düştükten sonra yüzü gözü kan içinde kaldığını fark etmediniz ifadesinde bulundunuz. Kalkınma Bankasının sonunun bu düşüş sonrasında KTHY gibi bin parça olacağını, Yalancının mumu mum bitene kadar söneceği imasında bulundunuz. Sn. Tosunoğlu kanat vardır Doğanı padişaha  Kanat vardır Kuzgunu Ieşe götürür. Vallahi bizim kanatların bizi nereye götürdüğünü inanın çözemedim.

**

Sn. Dursun Oğuz, maalesef UBP’nin müzmin hastalığının size de geçmiş olduğunu gördük. Maliye eski bakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar zamanında ortaya çıkan hastalığın sizin zamanınızda da nüksettiğine tanık olduk. Tatar, eline göre bulduğu emeklinin maaşını nacak ile budama yönünü seçerken, Sizde elinize göre bulduğunuz emeklilerin maaşlarının kellesini satır ile bumburo kesme yönünü seçtiniz. Tatar, Anayasa mahkemenin ödeyeceksin ‘Paşam’ kararına rağmen, yerim dar, yenim kısa ayaklarına yatarken, sizde,  Allah bize, bizde size eğilde gülle geçsin ayaklarına yattınız. Sn. Oğuz, Tarih, ders kitaplarında her ulus yalnızca kendini yüceltmeyi amaçlar derken, siyasette her siyasinin hedefi ise koltuk ve daha çok oy için çabadır diyor. Yalnız tarihe baktığımız zaman, yalnız kendini düşünen imparatorlukların çöktüğünü, siyasilerin de 7.5 – 8 efendimden sonra düşledikleri birinci kat yerine, 9’ncu kattan düşerek mahalleye yelken açtıklarına tanık olduk.

**

Sn. Enver Öztürk, Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Mütevelli Heyeti Başkanlık koltuğuna oturur oturmaz, bazı münafıklar, üniversitenin tarihinde görülmemiş istihdamlar yaptığınızı ve kendinize, sınavsız-münhalsız özel sekreter ve şoför aldığınız iftirasını ortaya attı. O münafıklar, önceki Mütevelli Heyeti Başkanları ile üniversiteye sınavsız ve münhalsız istihdam yapılmaması konusunda yönetmelik hazırladıklarına vurgu yaptı. Sn. Öztürk, bulunduğunuz mevki icabı, ağzında bal olan arının, kuyruğunda iğnesi var düşüncesinde olabilirsiniz. Unutmayın, dünyada hiçbirşey yoktan var olmaz var olan da yok olmaz. Olmayanı var etmeye çalıştınız. Bu nedenle size acemi diyenler olabilir. Ben yaparım olur mantığı ile sessiz kalmanız nedeniyle korkak olduğunuzu zannedenler de çıkabilir. Ama yaşananlar sonunda dikkat edin size rahmetli mütevelli heyeti başkanı demesinler.

**

Sn. Bülent Ersoy bizim buralarda bir söz ağızdan çıkmadan, ‘Gurguranın’ 9 boğumunda dinlendirildikten sonra ağızdan fora edilmeli derler. Sahte PCR ile KKTC’ye giriş yapmaya çalışan saz ekibinizin, insanların hayatlarını ve sağlıklarını riske atacak davranış içerisine girmeleri sonrasında kulaklarını çekeceğim demeniz yerine, sustum ama onlar için konuşacağım insan haklarına kadar gideceğim demeniz ‘Ablamızın’ insanların sağlıklarını ve hayatlarını ne kadar düşündüğünü bize göstertmiş oldu. Vallahi ablanız size kurban olsun dediğiniz noktada, saz ekibinizin, Cavit amcaya (Covit 19) kurban edeceği insanların yaşayacağı travmanın ceremesinin ne kadar büyük olacağı da insan hakları mahkemesinde de ortaya çıkmış olur.  Sn. Ersoy, ablanız bizlere kurban olsun tamam da, aman ablamız bizi saz ekibi ile kurban yapmasın. Bu arada saz ekibinizin şefi sizin için, hayatımızı mahvetti. Bunun ahı çıkacak öfke makamından ve küfürlü hicaz faslından güfte, işimizden etti. Hayatımız ile oynadı acem aşiyan santurlu küfür faslından beste yaptı. Haberiniz ola.

**

Sn. Osman Yücelen, büyük kızınız, bir arkadaşının, okulu TMK’da, ailesinin durumu ekonomik açıdan kötü olduğu için öğlen yemeğini parası olmadığı için yiyemeyeceğini söylemesi üzerine diğer veliler ile birlikte yardımcı olarak çocuğun karnını doyurdunuz. Tabi koca bir teşekkürü de hak ettiniz. Sevgili Osman, mesele bir çocuğun aç kalmaması için karnını doyurmanız meselesi değil. Mesele sizin utandığınız, kahrolup isyan ettiğiniz bu duruma bizi idare ettiğini sananların utanıp sıkılmama meselesi de değil. Mesele ülkeyi uçurduklarını söyleyenlerin aslında, fiziki olarak yaşama devam eden insanları ruhen öldürdükleri meselesi de değil. Mesele davul zurna çalarak gelmekte olan büyük krize rağmen siyasilerimizin kurultay derdinden kurtulmamaları ve sonuçta ruhen ölen insanlarımızın bukez yaşayacakları olumsuzluklardan sonra fizikken de ölecekleri meselesidir. İşte o zaman utansak, sıkılsak ve kahrolsak da atı alan Üsküdar’ı geçeceği için atın kaldırdığı toprağı göreceğiz.

**

Sn. Emel Tel, KTÖS Başkanı olarak, seçilmiş-atanmış karışımı, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘ın, KKTC’yi dünyaya tanıtmak ve Kıbrıslı Türk’ün anasına ne kadar bağlı bir evlat oluğunu göstertmek için gittiği New York‘taki harcamaları için örtülü ödenek dışında, dişinin kovuğunda bile kalmayan, 160 bin doları Maliye Bakanlığından aldığını belirttiniz. 160 bin doları TL’ye vurduğumuz zaman 1 milyon 420 bin, Törkiş Liracık eder. Çerez parasını vatandaşın yiyecek ekmek bulamadığı bir dönemde harcadığını söyleyerek sanırım ona biraz haksızlık yapıyorsunuz. Emel hocanım, Boşbakanımız aman pardon Başbakanımız ve Cumhurumuz yavruyu uçurmak için İstanbul-Ankara ramisi yapıyor. Leyleği havada gören Cumhurumuz, havada bir Tayyareden diğerine tahta uzatılarak geçiş yaptıktan sonra bir başka yere gidiyor. Türkiye’ye deprem için 17 milyon, Asya Bebeğimizin sağlığına kavuşması için deve gözü kadar 10 bin Törkiş Lira ödediler. Osmanlı yönetimi, Malkoçoğlu Efsanesi, Karaoğlan’ın yaşamı, Yeni Saray yaşam hazırlığı derken, kan döktük aldık bizimdir doktorası yapıyorlar. Yani bu adamlar daha ne yapsın hocanım. Lütfen haksızlık yapmayalım.

**

Sn. Mustafa Zurnacı, Yeniboğaziçi kamp alanı ile ilgili yaşanan büyük tartışmalar sonrasında, yaşanan o zorlukların göbeğinde yatan fırsatları değerlendirerek, suların durulmasını sağladınız. Kamp-Der Başkanı Ahmet Sönmez ile birlikte herkesin oralarda mutlu bir yaşam sürmesi için el birliği yaptınız. Sabır içeren tarlayı sapan ile birlikte sürerken, mutluluk ve huzur ürünü verecek olan bağı çapalayarak nakış gibi işlediniz. Yeniboğaziçi Belediyesinin çok güzel bir hale getirdiğiniz sahili ile restoranında rahat vakit geçirmelerini sağladınız.  ünlü düşünürler aşağıya güzel bakan, yüksek yerde sağlam durur der. Sizde, Kamp- Der Başkanı Ahmet Sönmez ile millete destek ve yaklaşımlarınız ile güzel bakınca, full çeken bataryalarınız ile kalplerinin en müstesna yerindeki kapsama alanından çıkmaz oldunuz. Sn. Zurnacı, Türkan Şoray Yeşilçam’ın kanunu, Gönül Yazarda tarihini yazdı. İnşallah sizlerde Ahmet Sönmez ile birlikte bölgenin huzur ve mutluluk tarihini yazarsınız.

**

Sn. Ayse Öztabay, çoğumuzun bilmemezlikten doğan mücbir sebeplerden dolayı dudak büktüğü bir durumu aydınlatarak, be arkadaşlar, be efendiler, önünüze atılan hayvana istemeden çarptıktan sonra, doğacak tedavi masraflarından korkarak, onu orada bırakıp kaçmayınız. 3. Şahıs sigortaları, çarpışma sonucu yara alan hayvanın tedavisini sigorta kapsamında karşıladığından,  sigortanıza haber veriniz dediniz. Sevgili Ayşe, bir hukukçu olarak birçok insanı dürterek uyandırdın. Çarptıkları hayvanın üzüntüsünden ve telaşından yardım için kimi arayacakları telaşından onları kurtardınız. Bu güne kadar hayvanları önemseyen ülkelerde hayvanların başına gökten hayvan severler derneği üyeleri düşerken, bizimkilerin başına Haydar hayvan keserler derneği üyeleri düşüyordu. Sanırım sayende bundan sonra buralarda Haydar hayvankeserler derneği OUT hayvanseverler  In olacak.

**

Sn. Bertan Zaroğlu, Başbakan Ersan Saner’in “Bertan Beyin desteği önemli” diyerek sizden medet umduğunu belirten çağrısına yanıt verdin. Verdiğiniz yanıtta, boş vaatlere karnım tok. Bu hükümete desteğim yoktur dediniz. Bana güvenerek hükümet devam ediyor diye düşünüyorlarsa, lastiği patlak. Aksona gardası kırık. Makinesi mangos eden ve tekleyen tomofili itip çalıştırmaya niyetim yok imasında bulundunuz. Bu tomofili iterek çalışmasına yardım etmeyeceğim gibi emeğimin karşılığı olan parayı da devlete iade edeceğim dediniz. Sn. Vekil, insanoğlu topraktan yaratılmıştır. Bol suyu görünce çamurlaşır. Ama siyasi arena çamurlaşmaktan öte bataklığa dönüştü. Gülü sevelim dedik, Gül yerine kalktık kaktüsü sevdik. Gülün dikenine katlanırız derken, günün sonunda,  Babutsa tarlasına sokup başınızın çaresine bakın diyenlere baka kaldık.

**

Sn. Cemil Sarıçizmeli, Mehmetçik Bölgesi İmar Planını hayata geçirtmeyen, üstüne üstlük Brütüs gibi arkasından hançeri saplayan hükümete kırmızı kart gösterttiniz. Bununla da yetinmeyerek, Turizm ve Çevre Bakanlığının avlusuna, Halep ordaysa arşın da buradadır diyerek çadırı oturttunuz. Sizin ‘Çadır Eylemine’ birlikten kuvvet doğar diyenbelediyeler yardım heyetini oluşturan,Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan’dan, Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya’dan, Yeniboğaziçi Belediye Başkanı Mustafa Zurnacılar ile Geçitkale Belediye Başkanı Hasan Öztaş’ dan destek gelerek, bakanlığın avlusunu çadır kente dönüştürdüler. Cemil Başkan,  güIün dikenin himayesinde yaşadığını sananlar, dikenin itibarının güI himayesinde ve sayesinde olduğunu öğrenecekler. Haa öğrenmemekte direnirlerse o Zaman Hanya’nın Girit’te, Konya’nın da Türkiye’de olduğunu anlayacaklar.

Fıkra

Tecavüz

Limon kes

Genç rahibelerden biri koşarak gelir ve başrahibenin önünde diz çökerek;

– “Değerli hemşire, sormayın başıma neler geldi …”

– “Neler geldi kızım ???”

– “Arka bahçede çiçek topluyordum, nerden geldi bahçivanın oğlu ortaya çıktı ve maalesef bana,,,,,”

– “Tecavüz mü etti?”

– “Evet…”

– “Hımmmm, peki kızım sen şimdi git, mutfaktan bir limon al, kes ve suyunu iç..”

– “Aaa, limon hamileliği önler mi ???”

– “Hamileliği önlemez de, en azından sırıtmanı engeller…”

Kıbrıs Haber

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.